Anasayfa   /   Duâ   /   Enbiya (aleyhimüsselam)’ın Tesbîh ve Duaları

تَـسْبِيحَاتُ الْأَنْـبِيَاءِ وَدَعَـوَاتُـهُمْ عَـلَيْهِـمُ السَّـلَامُ
El-Kulûbü’d-Dâria’daki bazı dualarla alâkalı çalışmamızın bu kısmında Peygamberân-ı İzam efendilerimizin, bir sonraki bölümünde de sahabe ve tâbiîn hazerâtı başta olmak üzere bazı Allah dostlarının bir kısım özlü dualarına yer vermek istiyoruz; istiyoruz çünkü onların her hususta bizim için örnek oldukları gibi dua hususunda da en güzel örnek olduklarına ve Hak kapısında nasıl temennâ durulacağını, orada nasıl yalvarılıp yakarılacağını en iyi onların bilebileceğine inanıyor, işte bu zaviyeden de onlardan ne kadar çoğunu dua hayatlarıyla bilirsek evrâd ü ezkâr hayatımız hesabına o ölçüde istifade edeceğimizi düşünüyoruz. Fakat o dualara geçmeden evvel zaman zaman değişik münasebetlerle üzerinde durulan bir hususu ehemmiyetine binaen biz de burada özet bir şekilde arzetmenin faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Aşağıdaki dualarda da görüleceği, başka dualardan da hatırlanacağı üzere enbiya (aleyhimüsselam) da Cenab-ı Hakk’a istiğfarda bulunurken ya da ellerini açıp dua ederken bazı günahlar işlediklerini, hatalar irtikap ettiklerini, kendilerine zulmettiklerini, tevbekâr olup mağfiret dilendiklerini... söylemişlerdir. İşte bizim burada üzerinde durmak istediğimiz mevzu onların bu ifadelerini nasıl anlamamız gerektiğidir.

En başta söylemek gerekir ki, peygamberler (aleyhimüsselam) donanımları itibariyle, Allah’ın, kullarına hususî olarak seçip gönderdiği, üstün vasıfları haiz kimselerdir yani kat’iyen bizim gibi sıradan insanlar değildirler. İşte onların bu üstün sıfatlarından birisi de masum ve günahsız olmalarıdır. Buna literatürde “ismet” denilmiştir.

Evet ismet, peygamberlerin küçük ya da büyük topyekün günahlardan korunmuş olmaları manasına gelir. Koruyan elbette Allah’tır (celle celâlühû.) Hazreti Allah peygamber olarak vazifelendirdiği kimseye ne peygamberliğinden evvel ne de sonra günah işleme imkanı vermez. Bütün İslam alimleri bu hususu böyle anlamışlar ve böyle kabul etmişlerdir. Kaldı ki Kur’an-ı Kerîm ve Efendimiz’in kutlu beyanları bize bu ufku işaretlemektedir. M. Fethullah Gülen Hocaefendi bu konuyu en kestirmeden ifadelerle, “Peygamberlerin masumiyet ve günahsızlıkları, onlarda fıtrat ve yaratılış haline gelmiş ve adeta günahsızlık onların yapılarının bir buudu olmuştur. Ayın yüzünde, güneşin bağrında bir kısım siyah lekeler bulanabilir fakat bir nebînin ruhunda günahın gölgesi dahi misafir olamaz.” şeklinde gayet net bir şekilde dile getirmiştir.
Nebîler gerek yaratılışları gerekse huy, karakter ve seciyeleri itibariyle mükemmel insanlardır. Onlarda, bakıldığında gözü tırmalayacak bedenî bir arızaya kat’iyen rastlanamayacağı gibi, kusur ve inhiraf addedilebilecek bir davranış bozukluğuna ya da nahoş bir huya da asla rastlanılmaz. Rastlanılmaz çünkü onlar Allah’la kulları arasındaki elçilerdir ve Hakk’ın emirlerini kullarına ileten tebliğcilerdir. Dolayısıyla onların bu emirleri kusursuz şekilde aksettirecek bir ayna gibi pırıl pırıl ve arızasız olmaları gerekir. Nitekim onlar da öyledir.  

Bu hususları bir zaviyeden, peygamber olmayan fakat Cenab-ı Hakk’ın, dinini î’lâ ve kullarını irşad için vazifelendirdiği peygamber vârisi diyebileceğimiz diğer seçkin insanlar için de düşünmek pekala mümkündür. Burada “bir zaviyeden” kaydını koymamızın sebebi masûmiyetin temelde sadece peygamberlere mahsus olmasıdır. Bununla beraber Cenab-ı Hak insanlara örnek ve kudve olarak tavzif buyurduğu evliyayı, asfiyayı ve Kendisine yakın mukarrebîn kulları korur, korur ve onlara da günah işlettirmeyebilir. Bu da onların masûm olmasalar da masûn oldukları manasına gelmektedir. “Masûn” kelimesi bilindiği üzere sıyanete mazhar olmuş demektir. Yani bu mukarreb kulların farazî olarak mukteza-yı beşeriyet günah işleme ihtimalleri olsa da, yüce dininin temsilcileri ve örnek konumunda oldukları için Cenab-ı Allah onları sıyanet eder. Abdülkâdir Geylânî, İmam Rabbanî, İmam Şâzilî, Şah-ı Nakşibendî gibi zatlar hep böyledirler. Ve daha niceleri...

İşte peygamberân-ı izam efendilerimiz başta olmak üzere Allah dostları hakkında yukarıda arzedilmeye çalışılan mülahazalar istikametinde düşünmek onlara saygının gereği ve onların feyiz ve bereketinden istifade edebilmenin yegane yoludur. Bu saygıyı yitirmişlerin İslam’a, Kur’an’a ve hatta Allah’a karşı saygılı olmaları kat’iyen düşünülemez.

Hocaefendi bu hususla alâkalı üzerimize düşen sorumluluğu da şu şekilde dile getirmiştir:
“Başkalarının nice çilelerle ulaştıkları ufka daha işin bidâyetinde varan o kurbet kahramanlarını hem vicdanlarımıza, hem de başkalarının vicdanlarına kabul ettirme bizim için bir vazife olmalıdır. Şayet dünyadayken onların sundukları mesajdan ve rûhaniyatlarından, ukbâda da şefaatlerinden istifade, onların kadr ü kıymetlerini bilmeye ve hak ettikleri saygıyı göstermeye bağlı ise –ki öyledir– biz dünya ve âhiret hayatımız adına kaybetmemeye bakmalıyız.”

Evet, hatırımızdan asla çıkarmayalım ki, öncelikle nebîler olmak üzere Allah dostlarının, “günahım, kusurum, hatam vs” dedikleri şeyler onların kendilerine, kendi ufuklarına, mertebelerine göredir. Onların günah kabul ettikleri bu şeyler bizim için sevap ve hasene bile sayılabilir/sayılmalıdır. Yine mesela, bizim gibi sıradan insanları istiğfarı tevbe, hasların ki inabe, haslar üstü hasların ki ise evbe kabul edilmiştir. Aralarındaki farkları Kalbin Zümrüt Tepeleri’nden takip etmek mümkündür.

Cenab-ı Hak o büyük zatların dualarıyla hâcâtımızı dillendirken onlar hakkında mahzurlu sayılabilecek yanlış bir takım mülâhazalara kapılmaktan bizi korusun!.
Şimdi dualarımıza geçebiliriz:
* * *
 

تَسْبِيحُ أدَمَ
لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ، عَمِلْتُ سُوءً وَظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ.
Hazreti Âdem (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Allah’ım! Sen’den başka ilah yoktur; Sen’i tesbîh eder ve Sana sonsuz hamd ü senâlarımı sunarım. Rabbim, doğrusu ben bir hata işleyip nefsime zulmettim. Sen bağışlayanların en hayırlısısın; beni de bağışlamanı dilerim. Tevbemi de kabul buyur, zira Sen Sana teveccüh edenleri asla mukâbelesiz bırakmayacak kadar merhamet Sahibisin.
* * *

دَعَوَاتُ أدَمَ
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِحَقِّ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَأٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ. سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، عَمِلْتُ سُوءً وَظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ، وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Hazreti Âdem (aleyhisselam)’ın duaları
Allah’ım seyyidimiz Hazreti Muhammed ve aile efradı hakkı için Sana yalvarıyorum. Sen her türlü noksandan münezzeh ve müberrasın; bütün hamd ü senâlar da yalnız Sana’dır. Ben bir kusur işledim ve nefsime zulmettim. Ne olur Rabbim, beni bağışla. Zira günahları Sen’den başka bağışlayacak hiçbir kimse yoktur. Rabbim, tevbemi de kabul buyur, kabul buyur çünkü Sen Tevvâb ü Rahîmsin.  
* * *

وَلَهُ أَيْضاً
اَللّٰهُمَّ يَا رَبِّ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، يَا ﴿لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ﴾
Hazreti Âdem (aleyhisselam)’a ait başka bir dua
Hayatı Kendinden, Kendi Kendine kâim, gökleri ve arzı yaratan celâl ve ikram sahibi Rabbim! “Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün kusurlardan münezzehsin. Doğrusu ben kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!”
* * *

وَلَهُ أَيْضاً
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تُحْيِيَ قَلْبِي بِنُورِ مَعْرِفَتِكَ أَبَداً، يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.اَللّٰهُمَّ سَلِّمْ دِينَنَا، وَلَا تَسْلُبْ وَقْتَ النَّزْعِ إِيمَانَنَا، وَلَا تُسَلِّطْ عَلَيْنَا مَنْ لَا يَرْحَمُنَا، وَارْزُقْنَا خَيْرَيِ الدُّنْيَا وَالْأٰخِرَةِ، إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَبِالْإِجَابَةِ جَدِيرٌ.
Hazreti Âdem (aleyhisselam)’a ait bir başka dua
Allah’ım! Sen’den kalbimi ebediyyen marifetinin nurlarıyla ihya etmeni diliyorum. Ya Allah, ya Allah, ya Allah, ya Erhamerrâhimîn! Lütf u kereminle dînî hayatımızı her türlü arızadan sâlim kılmanı, son nefesimizde imanımızı muhafaza buyurmanı, merhameti olmayan zâlimleri bize musallat etmemeni ve bu kapıkullarını dünyada da, ahirette de en hayırlı şeylerle rızıklandırmanı dileniyoruz. Sen her şeye kadîrsin Allah’ım; dualara icabet edecek olan da yalnız Sen’sin, bizim dualarımızı da kabul eyle!
* * *

وَلَهُ أَيْضاً
اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، بِفَضْلِكَ وَكَرَمِكَ يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ. اَللّٰهُمَّ يَا مُحَوِّلَ الْحَوْلِ وَالْأَحْوَالِ، حَوِّلْ حَالَنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ.
 
Hazreti Âdem (aleyhisselam)’a ait diğer bir dua
Azîz ve Gaffar olan Allah’ım! Fazlın ve kereminle bizi Cehennem ateşinden koru ve iyi kullarınla beraber Cennetine al! Ey kullarını esmâ-i hüsnâsının ve sıfât-ı ulyâsının değişik tecellîleriyle halden hale sokan Rabbim! Bizim halimizi de en güzel hale tebdîl eyle!
* * *
وَلَهُ أَيْضاً
اَللّٰهُ الْهَادِي وَعَلَيْكَ اعْتِمَادِي، اَللّٰهُ وَلِيُّ التَّوْفِيقِ وَهُوَ نِعْمَ الرَّفِيقُ.
Hazreti Âdem (aleyhisselam)’a ait başka bir dua
Allah’ım hidayete erdiren sadece ve sadece Sen’sin; benim itimadım da yalnız Sana’dır. Sen’dendir inayet ve tevfîk ve Sen’sin en güzel Refîk!.
* * *

وَلَهُ أَيْضاً
اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ تَعْلَمُ سِرِّي وَعَلَانِيَتِي فَاقْبَلْ مَعْذِرَتِي، وَتَعْلَمُ حَاجَتِي فَأَعْطِنِي سُؤْلِي، وَتَعْلَمُ مَا فِي نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي.اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ إِيمَاناً يُبَاشِرُ قَلْبِي، وَيَقِيناً صَادِقاً حَتَّى أَعْلَمَ أَنَّهُ لَا يُصِيبُنِي إِلَّا مَا كَتَبْتَ عَلَيَّ، وَرَضِّنِي بِمَا قَسَمْتَ لِي.
Hazreti Âdem (aleyhisselam)’a ait başka bir dua
Yüce Allah’ım! Gizlimi de açığımı da bilen yalnız Sensin; n’olur özrümü kabul buyur. İhtiyacım olan şeylere nigahban olan da bir tek Sensin; ihsanla muamele et ve lütfen, keremen dileklerimi karşılıksız bırakma! İçimden geçen şeyleri de sadece Sen bilebilirsin; günahlarımı mağfiret buyur. Rabbim! Kerem ve ihsan deryandan kalbimle bütünleşecek bir iman ve başıma gelen şeylerin aksine ihtimal vermeyecek şekilde sadece Senin takdir buyurdukların olduğuna inanacak ölçüde bir yakîn diliyorum. Yüce Mevlam! Gönlümde icraat-ı sübhaniyene karşı açık-gizli zerre ağırlığınca bir itiraz hissi bırakma ve beni, hakkımda hükmettiğin hususların tamamında rızadîde eyle!
* * *

تَسْبِيحُ نُوحٍ
سُبْحَانَ الْغَنِيِّ الْحَمِيدِ،سُبْحَانَ الْخَالِقِ الْبَارِئِ، سُبْحَانَ الْحَسَنِ الْجَمِيلِ، سُبْحَانَ الرَّؤُوفِ الرَّحِيمِ.
Nuh (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Hiç kimseye muhtaç olmayan, bütün hamdlerin biricik mercii, icraatı ve tecellîleriyle hep müstesna güzellikler sergileyen, merhameti, şefkati bol Rabbim! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzîh ederim.
* * *

تَسْبِيحُ إِبْرَاهِيمَ
سُبْحَانَ مَنْ عَلَا فِي دُنُوِّهِ، سُبْحَانَ مَنْ سَلَّمَ عَلَى نُوحٍ فِي الْعَالَمِينَ، سُبْحَانَ مَنْ تَابَ عَلَى أٰدَمَ مِنْ خَطِيئَتِهِ، سُبْحَانَ مَنْ تُقَدِّسُهُ ظُلُمَاتُ اللَّيْلِ وَيُمَجِّدُهُ نُورُ النَّهَارِ.
İbrahim (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Ululuk ve azametiyle beraber yarattıklarına onlardan daha yakın olan.. Nuh nebîyi sâhil-i selamete çıkaran.. Âdem (aleyhisselam)’ın zellesini bağışlayıp evbesini kabul eden, Yüce Şanını gecenin zulmetinin ve gündüzün aydınlığının takdîs ettiği Rabbim! Sen’i akla gelebilecek yahut gelemeyecek bütün eksikliklerden tenzîh ederim!   
* * *
تَسْبِيحُ إِسْمَاعِيلَ
سُبْحَانَ مَنْ هُوَ مُطَّلِعٌ بِعَمَلِ جَوَارِحِ الْقُلُوبِ،سُبْحَانَ مَنْ لَا تَخْفَى عَلَيْهِ خَافِيَةٌ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، سُبْحَانَ الرَّؤُوفِ الرَّحِيمِ.
İsmail (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Kalblerin derinliklerinden geçen mülahazalara (bile) muttali olan, Kendisine göklerde ve yerde hiçbir şeyin gizli kalmadığı, Raûf ve Rahîm Rabbim, Sübhansın, bütün kusurlardan münezzehsin.     
* * *

تَسْبِيحُ إِسْحَاقَ
سُبْحَانَ الْفَرْدِ الْوِتْرِ، سُبْحَانَ الْعَظِيمِ الْأَعْظَمِ، سُبْحَانَ اللّٰهِ وَتَعَالَى.
İshak (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Hiçbir şekilde dengi ve benzeri olmayan yegane Rabbim, azameti başları döndüren, Yüceler Yücesi Allah’ım! Sübhan Sensin, bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan ve aczden münezzehsin.
* * *

دُعَاءُ إِسْحَاقَ
اَللّٰهُمَّ يَا كَاشِفَ كُلِّ هَمٍّ، وَيَا مُفَرِّجَ كُلِّ غَمٍّ، وَيَا مُجِيبَ دَعْوَةِ الْمُضْطَرِّينَ، يَا رَحْمٰنَ الدُّنْيَا وَالْأٰخِرَةِ وَرَحِيمَهُمَا، أَنْتَ رَبِّي وَسَيِّدِي وَرَجَائِي، فَارْحَمْنِي رَحْمَةً مِنْ عِنْدِكَ تُغْنِينِي بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ.
İshak (aleyhisselam)’ın duası
Ey tasaları gideren, gam ve kederlerden kurtuluş yolları yaratan, ızdırar içinde kıvranan kullarının dualarına her zaman cevap veren Allah’ım! Dünyada da, ahirette de Rahman ve Rahîm yalnız Sensin. Kulluğumu sadece Sana bağladım ve ümid ettiğim hususların gerçekleşmesini de yalnızca Sen’den beklerim; ne olur, yüce nezdinden göndereceğin rahmet tecellîleriyle beni de sırılsıklam hale getir, getir ki Sen’den başka hiç kimsenin kapısında merhamet dilenciliği yapma zavallılığına düşmeyeyim!
* * *

تَسْبِيحُ أَيُّوبَ
سُبْحَانَ الْجَلِيلِ الْجَمِيلِ،سُبْحَانَ الْعَلِيِّ الْحَمِيدِ، سُبْحَانَ الْوَاسِعِ الْغَنِيِّ، سُبْحَانَ اللّٰهِ تَعَالَى، سُبْحَانَ مَنْ يَكْشِفُ الضُّرَّ.
Eyyub (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Nefislerde ürperti ve haşyet hâsıl eden.. kadri yüce.. şanı yüksek.. hamd ü senaların yegane mercii.. ilm ve rahmetiyle bütün varlığı kuşatan.. her şeyiyle nâmütenâhî olan.. kat’iyen hiç kimseye muhtaç olmayan ve hoşnut olduğu kullarının üzerindeki belaları def’ü ref’eden mutlak cemâl sahibi Rabbim! Sen’i bütün eksik ve kusurlardan tenzîh ederim.
* * *

تَسْبِيحُ صَالِحٍ
سُبْحَانَ الْفَرْدِ الْوِتْرِ، سُبْحَانَ الْعَظِيمِ الْأَعْظَمِ، سُبْحَانَ الْوَاحِدِ الْأَحَدِ الْمَاجِدِ، سُبْحَانَ مَنْ هُوَ حَفِيظٌ لَا يَغْفُلُ، سُبْحَانَ مَنْ هُوَ غَنِيٌّ لَا يَفْتَقِرُ
Eyyub (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Eşi-benzeri olmayan.. Sultanlar Sultanı.. mutlak fazl ve şeref sahibi.. olup biten her şeyi görüp hıfzeden ve Yüce Zatından hiçbir şey saklanamayan.. hiçbir şeye ve kimseye asla muhtaç olmayan, bütün varlığın sahibi Rabbim! Sübhan Sensin, her türlü noksandan sonsuz defa münezzeh ve berîsin.
* * *

تَسْبِيحُ يُونُسَ
سُبْحَانَ الْقَاضِي الْأَكْبَرِ،سُبْحَانَ الْخَالِقِ الْبَارِئِ، سُبْحَانَ الْقَادِرِ الْمُقْتَدِرِ، سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللّٰهِ الْحَقِّ، سُبْحَانَ اللّٰهِ الْقَابِضِ الْبَاسِطِ، سُبْحَانَ النَّافِـعِ، سُبْحَانَ الْقَاضِي الْحَقِّ.
Yunus (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Ey acz, kusur, ihtiyaç, zaruret gibi noksanlıklardan münezzeh ve müberra olan Rabbim! Yegane hüküm verici Sensin. Yarattıklarını kusursuz şekilde yaratan Hâlık Sen, her şeye gücü yeten Kâdir ü Muktedir Sen, bütün hamd ü senaların tek mercii Azîm Sen, bütün hakîkatlerin verasında Hakîkatü’l-Hakâik Sen, dilediği zaman sıkan, dilediği zaman genişleten Kâbız u Bâsıt Sen, kullarına faydalı şeyler ihsan eden de Sensin.
* * *

دُعَاءُ يَعْقُوبَ
يَا رَجَـاءَ الْمُؤْمِنِينَ لَا تَقْطَعْ رَجَائِي وَيَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيثِينَ أَغِثْنِي وَيَا حَبِيبَ التَّوَّابِينَ تُبْ عَلَيَّ
Yakub (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Ey inananların recâ ve ümit kaynağı Rabbim, ümitsizliğe düşmeme müsaade etme! Ey rahmetiyle yardım talebinde bulunanların yardımına koşan Allah’ım, bu çaresiz ve kimsesiz kalmış kuluna da inayet elini uzat! Ve ey tevbe ile Hak kapısına yönelenlerin teveccühlerini karşılıksız bırakmayan Yüce Mevlâm, gidecek başka hiçbir kapısı olmayan bu zavallı kulunun tevbesini de kabul buyur; ne olur!
* * *
تَسْبِيحُ يُوسُفَ
سُبْحَانَ مَنْ هُوَ رَحِيمٌ لَا يَعْجَلُ سُبْحَانَ مَنْ هُوَ رَقِيبٌ لَا يَغْفُلُ سُبْحَانَ مَنْ هُوَ جَوَادٌ كَرِيمٌ لَا يَبْخَلُ سُبْحَانَ مَنْ هُوَ غَنِيٌّ لَا يَفْتَقِرُ
Yusuf (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Rabbim Rahîmsin, günahkârları cezalandırmakta acele etmezsin; Rakîb ismiyle müsemmasın, görür ve işitirsin, Sen’den hiçbir şey gizli kalmaz/kalamaz; iyilik ve ihsanına hudut yoktur; Ganiy-yi Mutlak’sın, hiçbir nesneye muhtaç olmazsın. Rabbim, Sübhansın, bütün eksikliklerden fersah fersah uzaksın.
* * *

دُعَاءُ يُوسُفَ
اَللّٰهُمَّ يَا صَانِعَ كُلِّ مَصْنُوعٍ، وَيَا جَابِرَ كُلِّ كَسِيرٍ، وَيَا مُونِسَ كُلِّ وَحِيدٍ، وَيَا صَاحِبَ كُلِّ غَرِيبٍ، وَيَا قَرِيبَ كُلِّ بَعِيدٍ، وَيَا شَاهِدَ كُلِّ نَجْوَى، وَيَا حَاضِرَ كُلِّ مَلَإٍ، وَيَا غَالِبًا غَيْرَ مَغْلُوبٍ، أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ أَمْرِي فَرَجاً وَمَخْرَجاً، وَأَنْ تَقْذِفَ حُبَّكَ فِي قَلْبِي حَتَّى لَا يَكُونَ لِي ذِكْرُ غَيْرِكَ، وَرَجَاءَكَ حَتَّى لَا أَرْجُوَ أَحَداً غَيْرَكَ.
Yusuf (aleyhisselam)’ın duası
Ey bütün sanat güzellikleriyle donatılmış varlığın Sânii olan.. kırık ve mahzun gönülleri onaran.. yalnızlık derdine düşmüşlere dostluk yapan.. gurbet acısı çekenlere derman olan.. uzak düşmüşlerin sinelerini yakınlığının huzuruyla dolduran.. her fısıltıyı duyan.. her toplulukta hazır bulunan ve her şeye her zaman galip olup, hiçbir kuvvet Kendisine üstün gelemeyen Rabbim! Rahmet, inayet, şefkat, re’fet, kerem ve ihsanına sığınıyor, içine düştüğüm sıkıntı ve tasalardan fereç ve mahreç yolları lutfetmeni, gözümden bütün varlığın silinip gideceği ölçüde kalbimi mukaddes sevginle lebâleb doldurmanı ve gönlümü başka hiçbir kapıya ihtiyaç hissetmeyecek kadar reca hisleriyle donatmanı dileniyorum. Kapından eli boş geri çevirip de beni inkisara uğratma Allah’ım! Ne olur Allah’ım, ne olur!...
* * *

وَلَهُ أَيْضاً
يَا صَرِيخَ الْمُسْتَصْرِخِينَ، وَيَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيثِينَ، وَيَا مُفَرِّجَ كَرْبِ الْمَكْرُوبِينَ، قَدْ تَرَى حَالِي، وَتَعْرِفُ مَقَامِي، وَلَا يَخْفَى عَلَيْكَ شَيْءٌ مِنْ أَمْرِي، فَاجْعَلْ لِي فَرَجاً وَمَخْرَجاً بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
Yusuf (aleyhisselam)’ın bir başka duası
Ey feryat edenlerin çığlıklarına cevap veren, yardım talebinde bulunanların imdadına yetişen, hüzne kapılanların gamlarını izale eden merhameti Sonsuz Rabbim! Halimi görüyor, durumumu biliyorsun, hepsi bütünüyle Sana ayan; göstereceğin çıkış yollarıyla ol dertlerime derman!
* * *

تَسْبِيحُ مُوسَى
سُبْحَانَ مَنْ لَا يَعْتَدِي عَلَى أَهْلِ مَمْلَكَتِهِ، سُبْحَانَ مَنْ فِي عُلُوِّهِ دَانٍ، وَفِي دُنُوِّهِ عَالٍ، وَفِي إِشْرَاقِهِ مُنِيرٌ، وَفِي سُلْطَانِهِ قَوِيٌّ، وَفِي مُلْكِهِ عَزِيزٌ اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ وَإِلَيْكَ الْمُشْتَكَى وَأَنْتَ الْمُسْتَعَانُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ خَيْرَ عَدُوِّي بَيْنَ عَيْنَيْهِ، وَشَرَّهُ تَحْتَ رِجْلَيْهِ، اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَدْرَأُ بِكَ فِي نَحْرِهِ وَأَسْتَعِينُ بِكَ عَلَيْهِ، وَأَعُوذُ بِكَ بِعِزَّتِكَ وَقُدْرَتِكَ، أَنْتَ عَظِيمٌ فَوْقَ عَرْشِكَ مِنْ فَوْقِ السَّمَاءِ، فَلَا يَصِفُ عَظَمَتَكَ أَحَدٌ مِنْ خَلْقِكَ يَا اَللّٰهُ سُبْحَانَ اللّٰهِ مَا أَعْظَمَ شَأْنَهُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ سُبْحَانَ اللّٰهِ مَا أَعْلَمَ اللّٰهَ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.
Musa (aleyhisselam)’ın tesbîhi   
Kainat denilen memleketinde hiçbir varlığa kat’iyen zulümde bulunmayan ve onların haklarını zayi etmeyen, yüceliğiyle beraber kullarına yakınlardan daha yakın, yakınlığıyla beraber ululardan daha ulu, saltanatında sonsuz kudret, mülkünde nihayetsiz izzet sahibi Yüce Rabbim Sübhan’dır, bütün kusurlardan münezzeh ve müberradır. Allah’ım! “Lâ havle velâ kuvvete illâ billahilazîm” bitmez tükenmez hazinesinin Sahibi olarak kapısında yardım için beklenilecek biri varsa o da şüphesiz Sensin. Hamd ü senâ da yalnız Sanadır.  Biz de Sana hamdediyor, ihtiyaçlarımızı Sana arzediyoruz. Allah’ım! Düşmanlarım(ız)ın hayırlarını gözlerinin arasına, şerlerini de ayaklarının altına koy. Allah’ım! Ancak Senin inayetinle düşmanlık besleyenlerin şerlerini defedebilirim; bunun için de yüce dergahından yardım dileniyor, izzet ve kudretine sığınıyorum. Allah’ım! Sen azametinle Arş’a istiva buyurmuşsun; kullarından hiç kimsenin gücü Sen’in bu ululuğunu vasfetmeye yetmez/yetemez. Şanı ne uludur Yüce Allah’ın; yoktur O’ndan başka hiçbir ilah; Sübhandır, her şeyi bilen yalnız O’dur. Muhammed (aleyhisselam) O’nun rasûlüdür. O yüceler yücesi Rab Halîmdir, Kerîmdir, Arş-ı a’zamın sahibidir ve benim de, bütün mahlûkâtın da bütün hamd ü senâları âlemlerin Rabbi O Allah’adır.   
* * *

تَسْبِيحُ يَحْيَى
سُبْحَانَ مَنْ لَا يَدْفَعُ شَيْءٌ قُدْرَتَهُ، سُبْحَانَ مَنْ لَا تَبْلُغُ الْأَعْمَالُ شُكْرَهُ، سُبْحَانَ مَنْ لَا يُحْيِي الْمَوْتَى غَيْرُهُ.
Yahya (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Sonsuz kudretine hiçbir şeyin halel getiremeyeceği, hiçbir karşılığın şükrünü îfâya yetemeyeceği ve O’ndan gayrı hiçbir nesnenin ölülere hayat veremeyeceği yüceler yücesi Allah her türlü noksan ve eksik sıfatlardan sonsuz defa münezzehtir.
* * *

تَسْبِيحُ عِيسَى
سُبْحَانَ الْبَاعِثِ الْوَارِثِ، سُبْحَانَ الْقَائِمِ الدَّائِمِ، سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ.
İsa (aleyhisselam)’ın tesbîhi
Bir eksiklik olarak mülahaza edilebilecek her türlü eksiklikten evvel-âhir berî olan Allah’tır (celle celâlühû) ölüleri diriltecek, dilediğini dilediğine sahip yapacak, her dâim Kendi Kendine kâim olan. Ve yine Yüce Allah’tır bütün hamd, şükür ve senâların biricik mercii ve azamet tahtının Sultanı.
* * *

تَسْبِيحُ مُحَمَّدٍ
سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ، لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ وَبِحَمْدِكَ اَللّٰهُمَّ فَارِجَ الْهَمِّ، كَاشِفَ الْغَمِّ، مُجِيبَ دَعْوَةِ الْمُضْطَرِّينَ، رَحْمٰنَ الدُّنْيَا وَالْأٰخِرَةِ وَرَحِيمَهُمَا
Nebîler Serveri Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât)’ın tesbîhi
Kulları için tasalardan kurtuluş yolları yaratan, gönüllerdeki keder ve hüznü gideren, muzdarların dualarına cevap veren ve dünyada da ahirette de Rahmâniyet ve Rahîmiyetiyle muamele eden ve edecek olan Rabbim! Sübhansın Sen, her türlü eksiklik ve kusurdan tenzîh ederim Seni ben!
* * *

دُعَاءُ النَّبِيِّ
اَللّٰهُمَّ طَهِّرْ قَلْبِي مِنَ النِّفَاقِ، وَعَمَلِي مِنَ الرِّيَاءِ، وَعَيْنِي مِنَ الْخِيَانَةِ فَإِنَّكَ تَعْلَمُ خَائِنَةَ الْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ.سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ، اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي، وَوَسِّعْ عَلَيَّ رِزْقِي، وَحَسِّنْ خُلُقِي، وَطَيِّبْ لِي كَسْبِي، وَأَقْنِعْنِي مِمَّا رَزَقْتَنِي، وَلَا تُذْهِبْ نَفْسِي إِلَى شَيْءٍ صَرَفْتَهُ عَنِّي، وَلَا تُخْرِجْنِي مِنَ الدُّنْيَا حَتَّى تَرْضَى عَنِّي بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
Efendimiz (aleyhissalatü vesselam)’ın bir duası
Allah’ım! Kalbimi nifaktan, amellerimi riyadan, gözlerimi de bakmamaları gereken şeylere bakmak suretiyle hıyanet etmekten koru! Sen ihanet eden gözleri de, kalblerin en uzak noktalarında deveran eden mülahazaları da en iyi bilirsin. Rabbim! Sübhan Sensin, hamd ü sena da bir tek Sen’in şanına yaraşır. Ne olur, günahlarımı mağfiret buyur.. rızkımı genişlet.. ahlâkımı güzelleştir.. maîşetimi tertemiz eyle.. rızık olarak lütuflandırdığınla kanaat etme mülahazalarını kalbime perçinle.. nefsimin gidip şer’-i şerîfinde men’ettiğin şeylere bulaşmasına izin verme ve hoşnutluğunla âbâd etmeden evvel beni bu dünyadan çıkarma, ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim!
* * *

دُعَاءُ النَّبِيِّ
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ خَيْرَ عُمْرِي أٰخِرَهُ، وَاجْعَلْ خَيْرَ أَعْمَالِي خَوَاتِيمَهَا، وَاجْعَلْ خَيْرَ أَيَّامِي يَوْمَ أَلْقَاكَ.
Efendiler Efendisi’nin bir başka duası
Allah’ım, ömrümün en bereketli zaman dilimini âhir ömrüm, en faziletli amellerimi hayatımın sonuna doğru işlediğim ameller ve en hayırlı günlerimi Sana kavuşacağım günler eyle! Amin!..
* * *

دُعَاءُ النَّبِيِّفِي الْغَارِ
يَا مُونِسَ الْ&


Etiketler : ,

Yorumlar (0)