Anasayfa   /   Sevilen Makaleler   /   GÜNÜMÜZDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUZLAR

DUA EDERKEN 'İNŞAALLAH DEMEK'

Dua ederken “inşaAllah” “Rabbim dilersen ver” gibi ifadeler kullanılmamalı. Kesin bir dille istenmelidir. Ancak bu gün bir çok hocaefendinin bile buna dikkat etmediğini, duasının sonuna “inşaAllah” ifadesini eklediğini görüyoruz…  Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Sizden biriniz dua ederken: Allahım! Dilersen beni bağışla; dilersen bana merhamet et, demesin. Dilediğini kesin bir dille istesin. Çünkü Allah’ı zorlayan hiçbir kuvvet yoktur. “
Buhârî, Daavât 21, Tevhîd 31; Müslim, Zikr 9. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitr 23; Tirmizî, Daavât 77 Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Sizden biriniz dua ettiği zaman kesin bir ifade ile dilekte bulunsun. Allahım! Dilersen bana ver, demesin. Çünkü Allah’ı zorlayan hiçbir güç yoktur. “
Buhârî, Daavât 21; Müslim, Zikr 7

ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR    Günümüzde maalesef malını olduğu gibi anlatan, yalan yanlış veya abartı katmayan esnaf kalmadı. İslamı yaşadığını bildiğiniz esnaf bile aynı hatalara düşüyor ve bu sanki çok normal, ticaretin bir parçasıymış gibi yapılıyor. Mesela bir malı anlatırken: -Az önce birine daha verdim, bugün aynı maldan sattım, sana maliyetine veriyorum, bundan benim kârım yok ve niceleri gibi ifadeler kullanılıyor.“Doğru söylüyor olamaz mı” denilebilir. Ancak esnafın yanında bir gün geçirdiğiniz zaman bir çok söylenen sözün doğru olmadığına tamamen alıcıyı ikna etmek amaçlı söylenen yalan olduğuna şahit oluyorsunuz. Ve bu yalanların çok rahatlıkla ticaretin bir parçasıymış gibi söylendiğini görüyorsunuz.    O yüzden Peygamberimiz, dürüst ve ahlaklı olması gereken Müslüman bir toplumun esnaflarını da uyarıyor… İşte o hadis-i şerifler: Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bize silah çeken bizden değildir. Bize hile yapıp aldatan da bizden değildir. “
Müslim, Îmân 164, Fiten 16. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû 50; Tirmizî, Büyû 72; İbni Mâce, Ticârât 36 Müslim’in bir başka rivâyetinde şöyle denilmektedir:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem pazarda bir buğday sergisine uğradı. Elini buğday yığınının içine daldırdı, parmakları ıslandı. Bunun üzerine satıcıya:
“Ey zâhîreci! Bu ıslaklık nedir?” buyurdu. Adam:
- Ey Allah’ın Resûlü! Yağmur ıslattı, dedi. Resûl-i Ekrem:
“İnsanların görüp aldanmaması için o ıslak kısmı ekinin üstüne çıkarsaydın ya! Kim bizi aldatırsa, bizden değildir” buyurdu.
Müslim, Îmân 164    Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Müşteri kızıştırmayın!”
Buhârî, Büyû 58, 64, 70, Şurût 8; Müslim, Nikâh 52, Büyû 11, Birr 30, 32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû 44; Tirmizî, Büyû 65; Nesâî, Nikâh 70, Büyû 17, 19, 21; İbni Mâce, Ticârât 14    İbni Ömer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem müşteri kızıştırmayı nehyetmiştir.
Buhârî, Büyû 60, Şurût 11, Hiyel 6; Müslim, Büyû 13. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû 44; Tirmizî, Büyû 65; Nesâî, Büyû 16, 17, 21; İbni Mâce, Ticârât 14    Yine İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek alış-veriş yaparken kendisinin sürekli aldatıldığını söyledi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Kimden alış-veriş yaparsan ona ‘İslâm’da aldatma yoktur’ de!” buyurdu.
Buhârî, Büyû 48, İstikrâz 19, Husûmât 3, Hiyel 7; Müslim, Büyû 48. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû 66; Tirmizî, Büyû 28; Nesâî, Büyû 51    Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim, bir adamın karısını veya kölesini ayartıp aldatırsa bizden değildir. “
Ebû Dâvûd, Edeb 126

HARAMA BAKMA YASAĞIBaharın gelmesiyle birlikte kahvehaneler ve bir çok dükkan yol kenarına tabure atıyor. Yaya geçidi olan kaldırımlar işgal ediliyor. Vatandaşlar bu konudan çok şikayetçi.   Özellikle kahvehane önlerinden geçmek neredeyse imkansız hale geliyor. Bir kadının, bir ailenin geçmesi ise tam bir sıkıntı.

   Çünkü yol kenarına oturmayı tercih edenlerin çoğu (istisnalar olmakla birlikte) yoldan geçen kadınları izliyor.

   Vatandaşlar özellikle bayanlar bu konuda çok rahatsız. Mütedeyyin bayanlar sırf bu yüzden karşıya geçmek, yolunu değiştirmek zorunda bile kalıyor. Bakınız bu konuda bizim örneğimiz Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne buyuruyor:Harama bakma yasağıEbû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Âdemoğluna zinadan nasibi takdir olunmuştur. O buna mutlaka erişir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası yürümektir. Kalbe gelince o, arzu eder, ister. Üreme organı ise, bunu ya gerçekleştirir, ya da boşa çıkarır. “
Buhârî, İsti’zân 12, Kader 9; Müslim, Kader 20-21. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 43   Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallalahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Yollarda oturmaktan kaçının!” Sahâbîler:
- Biz buna mecbûruz. Meselelerimizi orada konuşuyoruz, dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Oturmaktan vazgeçemeyecekseniz o halde yolun hakkını verin!” buyurdu.
- Yolun hakkı nedir Ey Allah’ın Resûlü? dediler.
“Harama bakmamak, gelip geçenleri incitmemek, selâm almak, mârufu emredip münkerden nehyetmektir” buyurdu.
Buhârî, Mezâlim 22, İsti’zân 2; Müslim, Libâs 114. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 12; Tirmizî, İsti’zân 301628. Ebû Talha Zeyd İbni Sehl radıyallahu anh şöyle dedi:
Biz sokak başlarında, evlerin önlerinde oturup konuşurduk. Bir keresinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem geldi, başımızda durdu ve:
- “Size ne oluyor ki, böyle sokaklarda oturuyorsunuz. Buralarda oturmaktan kaçının!” buyurdu. Biz:
- Sakıncasız şeyler için oturduk, müzâkerelerde bulunuyor, konuşuyoruz, dedik.
- “Eğer sokaklarda oturmaktan vazgeçmeyecekseniz, hiç değilse hakkını verin. Buraların hakkı, gözü haramdan sakınmak, selâm almak ve güzel şeyler söylemektir” buyurdu.
Müslim, Selâm 2. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 30   Cerîr radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ansızın görmenin hükmünü sordum.
- “Hemen gözünü başka tarafa çevir!” buyurdu.
Müslim, Âdâb 45. Ayrıca bk. Ebû Davûd, Nikâh 43; Tirmizî, Edeb 28   Ümmü Seleme radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında bulunuyordum. Meymûne de vardı. İbni Ümmi Mektum çıkageldi. Bu olay, biz örtünmekle emrolunduktan sonra idi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bize:
- “Örtünün!” buyurdu. Biz:
- O âmâ biri değil mi, Ey Allah’ın Resûlü? Bizi göremez, bilemez, dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber:
- “Siz ikiniz de mi âmâsınız, onu görmüyor musunuz?” buyurdu.
Ebû Dâvûd, Libâs 34; Tirmizî, Edeb 29

    Ebû Saîd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Erkek, erkeğin avret yerine, kadın da kadının avret yerine bakamaz. Bir erkek başka bir erkekle; bir kadın da başka bir kadınla bir örtü altında yatamaz. “
Müslim, Hayz 74. Ayrıca bk. Tirmizî, Edeb 38; İbni Mâce, Tahâret 137

   Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
-”(Yanında mahremi bulunmayan) Kadınların yanına girmekten sakının!”
Bunun üzerine ensardan birisi:
- Ey Allah’ın Resûlü! Kocanın erkek akrabası hakkında ne dersiniz? dedi.
- “Onlarla halvet, ölüm demektir” buyurdu.
Buhârî, Nikâh 111; Müslim, Selâm 20. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ’ 16

    İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Hiçbiriniz, yanında mahremi bulunmayan bir kadınla başbaşa kalmasın. “
Buhârî, Nikâh 111, Cihâd 140; Müslim, Hac 424. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ’ 16, Fiten 7

 

   Büreyde radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Cihada çıkan erkeklerin geride bıraktıkları hanımları, cihada çıkmayan erkeklere kendi anneleri gibi haramdır. Bunlardan bir erkek, mücâhidlerden birinin âilesine bakmayı üzerine alır da hiyânet ederse kıyamet günü bu adam durdurulur, o mücâhid bunun amelinden dilediğini alır. ” Büreyde diyor ki, sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize döndü ve “Ne zannediyordunuz?” buyurdu.
Müslim, İmâret 139. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 11; Nesâî, Cihâd 47, 48

KADININ ERKEĞE ERKEĞİN KADINA BENZEESİ

 Dünya üzerinde fitneyi körükleyen, Allah’a ve O’nun kanunlarına savaş açmış olan Şeytan’ın askerleri, dünya halkının, özellikle Müslümanların ahlakını bozmak ve nesilleri ifsat etmek için Şeytanın emirlerini kusursuz bir şekilde yerine getiriyorlar.

   Son asrın projelerinden birisi de “kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi”

   Bu proje cinsiyet değiştirmeye kadar uzanan geniş bir çalışma. Her dönemde bir ünlünün cinsiyet değiştirdiğine şahit olabilirsiniz. Medya da böyle konuların üzerine gider ve gündem oluşturulur. Maksat daha önceden alt yapısı hazırlanan projenin meyvelerini almak.

ALT YAPISI HAZIR!

 

   Yapılan filmler, sinemalar, diziler ve “insan hakları”(!) adı ile hareket eden batılı kuruluşların öncülüğünde, öncelikle kadın erkek eşitliğini pompalamışlardır. Bilinçaltına “siz aynısınız, eşitsiniz” mesajı yerleştirilmiştir.    Yine dizi ve filmlerde kadın kılığına giren, kadın gibi konuşup hareket eden erkekler izleyen halkın bilinç altına yerleştirilmiştir.

   Bunların yanında moda adı verilen dış kaynaklı “giyim” dayatmasıyla erkeler, erkekçe giyinmekten uzaklaştırılmış, kadınlar da kadınca giyinmekten uzaklaştırılmış ve bir karışıklık meydana getirilmiştir. Çıkarılan modalarla kadınların erkeklere, erkeklerin kadınlara benzemeleri sağlanmıştır.

   RENK, ALTIN VE İPEK

   Bütün bunların yanında insanların genlerine ve ruh hallerine etki eden faktörleri de kullanmışlardır. Mesela Peygamber Efendimiz altını ve ipeği erkeklere yasaklamıştır. Sebebi ise bu maddelerin, temas ettiği kadın vücudunda kadınlık hormonlarına fayfalı olduğu, beslediği, erkek vücudunda ise kadınlık hormonu geliştirdiğidir.

   Giyilen elbiselerin renkleri de aynı şekilde insan psikolojisine tesir eden faktörlerdendir. Mesela bir kız çocuğunu hiçbir etki altında bırakmadan renkler arasında tercih yapmasını isteseniz pembeyi, erkek çocuğunun ise koyu renkleri seçtiğini görürsünüz. Çünkü insanların yaratılışında bu vardır

   İşte giyilen elbisedeki renkler insanların psikolojilerinde yavaş yavaş da olsa etki yapar.    Bütün bu etkenler, toplu şekilde, yukarıdaki propaganda ve reklamlarla, bilinç altlarında ve zihinlerde biriktirilen “karşı cinse benzeme” dürtüsünü harekete geçirir.

   Dolayısıyla erkek mi kadın mı olduğu anlaşılmayan, her an cinsiyet değiştirme eğilimi içerisine giren, ne olduğu belli olmayan bir nesil ortaya çıkar. Bu geni bozulmuş karışık nesil, toplumu da bozar.

   Mesela böyle bir toplumda, tabiatı gereği ağır işlere meyilli olan erkeklerin hafif işlere yöneldiğini hatta orta düzey işlerin bile ağırlığından şikayet eden gençleri görebilmeniz mümkün olacaktır.

   Bu bozuk karakterler fuhşiyyatın da önünü açarlar. Geçmiş Ümmetlerin helakına sebep olan “livata” belasına da bu sebeple düşerler.    Karakteristik yapısı bozulmuş, DNA’sı hormonlu yiyeceklerle değiştirilmiş böyle bir nesille CİHAD da yapılması mümkün olmayacaktır. İşte bu projenin en büyük sebebi de aslında bu olsa gerektir.

PEYGAMBERİMİZ BUNLARIN OLMAMASI İÇİN UYARDI

   O Yüce peygamber, hazreti Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bütün bunları bildiği için biz Müslümanları uyardı, ve kadının erkeğe, erkeğin kadına hiçbir şekilde benzememesini emretti. İşte o emirlerden bazıları:

   İbni Abbas radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lânet etti.    Buhârî’nin bir başka rivayetinde de (Libâs 61) “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etti” denilmektedir. Buhârî, Libâs 62. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 28; Tirmizî, Edeb 24; İbni Mâce, Nikâh 22

   Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadın gibi giyinen erkeğe, erkek gibi giyinen kadına lânet etti. Ebû Dâvûd, Libas 28. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 325 Lanet, Allah’ın rahmetinden uzaklık demektir.    Hadis-i şerifler, erkeklerin kadınlara mahsus olan elbiseler giyerek, kadınlara mahsus zinetleri takınarak giyim kuşamlarında, kılık ve kıyafetlerinde kadınlara; kadınların da erkeklere has kıyafetlere girerek erkeklere benzemesinin haram olduğunu İfade etmektedir.

   Hafız İbn Hacer’in açıklamasına göre; kadınların ya da erkeklerin, konuşmalarda ve yürüyüşlerinde zıt cinslerine benzemeye çalışmaları da giyim kuşamlarında benzemeye çalışmaları gibi haramdır.

   Ancak, kadın ve erkeğin kıyafetleri beldelere göre değiştiği için bazı beldelerde erkek ve kadın kıyafetlerinin ayırd edilmeleri zorlaşacak şekilde birbirine benzeyebilirler. Bu durumda kadınların islami şekilde örtünmeleriyle bu benzerlik ortadan kalkmış olur.

   Konuşmada ve yürüyüşte karşı cinse benzemenin lanete hedef olması ise, yürüyenin ya da konuşanın kastına bağlıdır. Binaenaleyh yürümesini veya konuşmasını isteyerek karşı cinse benzeten kimse bu lanete hedef olursa da, yaratılışları icabı yürüyüşleri ve konuşmaları kadına benzeyen kimseler bu benzerlikten dolayı hadis-i şerifteki lanete hedef teşkil etmezler.    Ancak bu durumda olan kimseler bu benzerlikten kurtulmak için güçlerinin yettiği nispette alıştırma yapmakla mükelleftirler. Alıştırma sonu­cu yavaş yavaş bu durumdan kurtulabilirler. Eğer bu durumdan kurtulmak için gereken çabayı göstermezlerse onlar da bu lanete müstahak ve hedef olurlar.

HALKIN ANLAYAMAYACAĞI KELİMELER KULLANARAK KONUŞMANIN MEKRUH OLDUĞU

Günümüzde de bazı “hocaefendi”ler vardır. Bir başlayınca konuşmaya zannedersiniz ki ayaklı lügat dile geldi. Öyle bir edebiyat yapar ve öyle kelimeler kullanır ki işin ehli bile cümleyi anlamakta ve bağlantılar kurmakta zorluk çeker ki, avam nasıl anlasın… İşte bu gibi kişileri Peygamberimiz uyarıyor:

   İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem :
“Sözde ve işte ince eleyip sık dokuyan, haddi aşan kimseler helâk oldular”buyurdu ve bu sözü üç defa tekrarladı.
Müslim, İlim 7. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 5

 

    Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki Allah Teâlâ, sığırın otu yerken ağzında evirip çevirdiği gibi, sözü ağzında evirip çevirerek lugat paralayan erkeklere buğz eder. “
Ebû Dâvûd, Edeb 94; Tirmizî, Edeb 72

   Câbir İbni Abdullah radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İçinizde en çok sevdiğim ve kıyamet günü bana en yakın mesafede bulunacak kimseler güzel ahlâk sahibi olanlarınızdır. Güzel konuşuyor dedirtmek için uzun uzun konuşanlar, sözünü beğendirmek için avurdunu şişire şişire lafedenler ve bilgiçlik etmek için lugat paralayanlar ise en sevmediğim ve kıyamet günü bana en uzak mesafede bulunacak kimselerdir. “
Tirmizî, Birr 71

 

 

 


Etiketler : ,

Yorumlar (0)